Sağlikli Bir Kilisenin Dokuz İşareti/Kutsal Kitap’a Dayali Kilise Önderliği

Gospel Translations Turkish sitesinden

JoyaTeemer (Mesaj | Katkılar) tarafından oluşturulmuş 21:44, 23 Ekim 2009 tarihli sürüm
(fark) ← Önceki hali | en güncel halini göster (fark) | Sonraki hali → (fark)
Git ve:kullan, ara

Related resources
More By Mark Dever
Author Index
More About The Nature of the Church
Topic Index
About this resource
English: Nine Marks of a Healthy Church/Biblical Church Leadership

© 9Marks

Share this
Our Mission
This resource is published by Gospel Translations, an online ministry that exists to make gospel-centered books and articles available for free in every nation and language.

Learn more (English).
How You Can Help
If you speak English well, you can volunteer with us as a translator.

Learn more (English).

By Mark Dever About The Nature of the Church
Chapter 10 of the book Sağlikli Bir Kilisenin Dokuz İşareti

Translation by 9Marks

Sağlıklı bir kilisede ne tür bir önderlik vardır? Bir kilise halkı, Mesih’e kendilerini adamış, hizmet etmek için armağanlarla donatılmış? Evet. Diyakonlar, kilise içi hizmette örnek teşkil eden kişiler? Evet. Tanrı’nın sözünü vaaz etmekte sadık kalan bir Pastör? Evet. Ancak Kutsal Kitap’a göre sağlıklı bir kilise yönetimi için gereken bir parça daha var: ihtiyarlar.

Bir pastör olarak dua ediyorum ki; Mesih bizim topluluğumuza öyle adamlar göndersin ki, o kişilerin hem ruhsal armağanlarına hem de pastörel konulara gösterdikleri ilgiye bakınca onların Tanrı tarafından ihtiyarlar veya gözetmenler (Kutsal Kitap’ta bu iki kelime aynı anlamda farklı yerlerde kullanılmıştır, örneğin E.İşleri 20) olarak çağrıldıklarını anlayalım. Dua ediyorum ki, Tanrı topluluğumuzun pastörel gözetmenliğini yapacak ve öğretiş verecek kişileri yetiştirsin ve armağanlarla donatsın. Eğer herhangi bir adamın Tanrı tarafında bu şekilde armaganlarla donatıldığı net bir biçimde görülebilirse ve dua ettikten sonra kilise o kişinin armağanlarla donatıldığını kabul ederse, o kişi ihtiyar olarak atanmalıdır.

Bütün kiliseler ihtiyarlar tarafından yapılması gereken işleri yapan bireyleri bünyelerinde barındırmıştır. Bu kişiler “ihtiyar” yerine başka ismlerle çağrılmış olsalar bile. İncil’de bu makama verilen iki isim episkopos (gözetmen) ve presbuteros (ihtiyar)’dır. Evancelikaller’in çoğu ‘ihtiyar’ kelimesini duydukları an hemen “Prezbiteryan” kavramını anımsıyorlar, ancak onaltıncı yüzyıldaki imanlı topluluklarında ihtiyarlığın, İncil kilisesinde bir makam olduğu öğretiliyordu. Amerika’da 18. yüzyıl boyunca ve 19. yüzyıla girerken vaftizci kiliselerde ihtiyarlar mevcuttu. Aslında, Güney Vaftizci Kongresi’nin ilk başkanı olan W. B. Johnson yazdığı bir tezde, kilisede ihtiyar çoğulluğunun Kutsal Kitap uygunlunun kabul edilmesini ve daha fazla Vaftizci kilise tarafından uygulanılmasını istemiştir. Johnson’ın yakarışlarına kimse aldırış etmedi. Gerek Kutsal Yazılar’a dikkat edilmemesinden, gerek kiliselerin akıl almaz bir hızla kurulup çoğaldığı ön cephelerde yaşanılan baskılardan dolayı böylesi bir önderlik sisteminin kurulup geliştirilmesi mümkün olmamıştır. Ancak vaztizciler tarafından yayınlanan dökümanlarda Kutsal Kitap’a dayalı olan bu makamın tekrar tekrar incelenmesine devam edilmiştir. Yirminci yüzyılın başlarında Vaftizciler tarafından yayınlanan dökümanlarda kilise önderleri için “ihyitar” ünvanı kullanılmıştır.

Vaftizcilerin ve Prezbiteryanların ihtiyar anlayışında iki temel farklılık vardır. İlk ve en temel olan şey Vaftizciler toplulukçudurlar. Yani Vaftizciler için kararlar verilirken son söz ihtiyarlarda (yada Prezbiteryan modelinde olduğu gibi onların da ötesinde) değil ancak bir bütün olarak kilise halkındadır. Bu nedenle, Vaftizciler kilisenin oy birliği ile hareket etmesini çok önemserler. Bundan dolayı Vaftizci bir kilisede ihtiyarlar ve bütün diğer kurullar ve komiteler kilise halkına danışmanlık niteliğinde bir hizmet yürütürler.

Kilise topluluğunun yetkisine dair değinilmesi gereken bir konu daha vardır. Mesih’in altında, yüce divan yetkisine sahip olan tek merci yerel kilise topluluğudur. Toplulukçuluğun ilk çağlardaki yapısına dair kanıtları İncil’de tekrar tekrar görüyoruz. Matta 18’de İsa, öğrencilerine günah işleyen bir kardeşe nasıl davranılması gerektiği konusunda öğretiş veriyor. En yetkili merci ihtiyarlar değil, piskopos değil, yada papa değildir. E.İşleri 6’da elçiler topluluğa hizmet edecek olan diyakonların seçiminde karar verdiler.

Pavlus’un mektuplarında da topluluğun bu yetkisine dair kanıtlar görüyoruz. 1 Korintliler 5’te Pavlus, günaha izin verdikleri için diyakonları, ihtiyarları yada pastörleri değil de topluluğu suçladı. 2 Korintliler 2’ de Pavlus, hata yapan bir üyeyi disiplin etmek için topluluğun çoğunluğunun neler yaptığından bahsediyor. Galatyalılar’da Pavlus, topluluklara kendilerine sunulan öğretileri yargılamalarını söylüyor. 2 Timoteos 4’de Pavlus sadece sahte öğretmenleri değil aynı zamanda kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayan kişileri de azarlıyor. İhtiyarlar liderlik yaparlar ancak bunu Kutsal Kitap’a uygun bir şekilde ve topluluğun belirlediği sınırlar çerçevesinde yaparlar.

Fikir ayrılığının yaşandığı ikinci konu ise ihtiyarların görevleri ve sorumluluklarıdır. Prezbiteryanlar Pavlus’un 1 Timoteos 5:17’de Timoteos’a söylediği sözleri vurgulama eğilimindedirler. “Topluluğu iyi yöneten ihtiyarlar, özellikle Tanrı sözünü duyurup öğretmeye emek verenler iki kat saygıya layık görülsün” (1 Timoteos 5:17). Bazılarının fikir birliğine varamadığı, son cümle açıkça gösteriyor ki topluluk içindeki bazı ihtiyaların görevi vaaz vermek yada öğretmek değil yönetmek ve yönlendirmek olacak. İşte bu da Prezbiteryanlar’daki ‘yönetici ihtiyarlar’ ile ‘öğretici ihtiyarlar’ arasındaki en temel farkdır.

Ancak bu ayette geçen “özellikle” kelimesinin orjinal dildeki “malista” kelimesinin tam karşılığı olup olamadığı sorgulanabilir, aslında bu içerik kapsımında o kelimenin “kesinlikle” şeklinde tercüme edilmesi daha uygun olur. 1 Timoteos 4:10’da şöyle yazıyor “Bunun için emek veriyor, mücadele ediyoruz. Çünkü umudumuzu bütün insanların, özellikle (malista) iman edenlerin Kurtarıcısı olan diri Tanrı'ya bağladık”. Sanki Pavlus bu ayette, iman etmeden kurtulanların sayısı, vaaz vermeden ve öğretmeden sadece arzu ederek yürütülen kilise işleri kadar çok olacak; yani hiç olmayacak demek istiyor.

Vaftizciler, İncil’deki “ihtiyar”, “gözetmen” ve “pastör” kelimelerinin birbirlerinin yerine kullanılabileceğini vurglulama eğilimi gösterirler, ve Pavlus’un mektuplarındaki şu sözlere değinirler; 1 Timoteos 3:2’de Pavlus Timoteos’a açıkça söylemiştir ki, ihtiyar öğretmeye yetenekli olmalıdır. Ve Titus’a da şöyle demiştir “Hem başkalarını sağlam öğretiyle yüreklendirmek, hem de karşı çıkanları ikna edebilmek için imanlılara öğretilen güvenilir söze sımsıkı sarılmalı.” (Titus 1:9). Bu nedenle, çoğu zaman Vaftizciler, Kutsal Yazıları öğretme yeteneğine sahip olmayan kişilerin ihtiyar olarak kabul edilmelerini uygun bulmamışlardır.

Ancak, onsekizinci yüzyılın Vaftizciler’inin ve Prezbiteryanlar’ının çoğu zaman hem fikir oldukları bir konu vardı: her yerel kilisede çoğul bir önderlik olmalıydı. Hiç bir zaman, herhangi bir toplulukta kaç tane ihtiyar bulunması gerektiğini bildiren bir sayı verilmemiş olmasına rağmen, İncil yerel kiliselerdeki “ihyiyarlar”dan çoğul bir dille bahseder (Ör: Elçilerin İşleri 14:23; 16:4; 20:17; 21:18; Titus 1:5; Yakup 5:14). Benim kişisel tecrübelerim de, İncil’de sunulan şablonu uygulayarak, mümkün olduğu sürece yerel kiliselerede tek bir pastör yerine birden çok ihtiyarın görevlendirilmesinin ve bu ihtiyarların da o kilisede yetişmiş kişiler olmasının faydalı olduğunu onaylamaktadır. Böylesi bir uygulama, bugün Vaftizci kiliseler arasında yaygın değildir ancak bu doğrultuda günden güne artan bir eğilim vardır ve bunun da iyi bir sebebi vardır. İncil’in yazıldığı dönemdeki kiliselerin buna ihtiyacı vardı ve bugünkü kiliselerin de ihtiyacı vardır.

Tabi bu söylediklerim pastörün, pastöre has özel bir rolü olmadığı anlamına gelmiyor. İncil’de vaaz ve vaizlere yönelik olan, ancak kilise topluluğunun ihtiyarlarının hepsi için geçerli olmayan bir çok referans vardır. Bu nedenle, Korint’de, Pavlus kendisini, hem çalışıp hem de kilisede ihtiyarlık yapan diğer kişilerin yapamayacağı şekil vaaz etmeye verdi (E.İşleri 18:5 karşılaştırın 1 Korintliler 9:14; 1 Timoteos 4:13; 5:17). Vaizler, vaaz vermek için belli bir yere taşınıyor gibi görünüyorken (Romalılar 10:14-15), diğer yandan ihtiyarlar topluluğun bir parçasıdır (Titus 1:5). (Daha ayrıntılı bilgi için A Display Of God’s Glory, [CCR:2001]).

Ancak, unutmamalıyız ki, vaiz veya pastör de kilisenin ihtiyarlarından biridir. Bu da demek oluyor ki, kilisenin bütün üyelerinin oylarını gerektirmeyen kararlar verileceği zaman bu karar sadece pastör tarafından verilmemeli, kilisenin ihtiyarları bu kararı birlikte vermelidirler. Böylesi bir sistem kimi zaman hantal olsa da pastörün armağanlarını tamamlamak, eksiklerini gidermek, yargılarını desteklemek ve topluluk bünyesinde verilecek kararları destekleyerek liderleri haksız eleştirilerin hedefi olmaktan kurtarmak gibi çok büyük faydaları vardır. Ayrıca liderliği daha köklü ve kalıcı kılarak sürerekliğin daha sağlıklı olmasını sağlar. Kilisenin kendi ruhsallığı konusunda daha da sorumluluk sahibi olmasını teşvik eder ve kilisenin orada hizmet veren kişilere bağımlılığını azaltır.

Günümüz kiliselerinin çoğu ihtiyarlarla kilisede hizmet eden kişileri veya diyakonları birbirine karıştırma eğilimindedir. Diyakonluk da İncil’de bahsi geçen bir makamdır, temelleri E.İşleri 6. bölümdedir. Bu iki makamın birbirinden net bir şekilde ayrıştırılması zor olmakla birlikte, diyakonların asıl çalışma alanı; kilisenin ofis işleri, bakım ve onarım, ve kilise üyelerinin fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması gibi kilise yaşamının pratik detaylarıdır. Bugün bir çok kilisede diyakonlar bazı ruhsal görevler üslenmişlerdir ancak yükün büyük bir kısmı patörün üstünde kalmıştır. Kilisede diyakonlarla ihtiyarların görevlerinin birbirinden net bir şekilde ayrıştırılması kilisenin yararınadır.

Ben bir pastör olarak ihtiyarlığın Kutsal Kitap’a dayalı bir makam olduğunu kabul ediyorum. Ben kilise ihtiyarları arasında vaazlardan sorumlu olanıyım. Ancak bütün ihtiyarlar düzeli bir şekilde toplanıp dua ederek ve konuşarak veya diyakonlar ya da kilise için öneriler hazırlayarak kilisenin gelişimi için birlikte çalışmalıdır. Açıkçası bu Kutsal Kitap’a dayalı ve pratik değeri olan bir fikirdir. Eğer kiliselerde uygulanırsa pastörün omuzlarında ki yükü ve kiliseden kaynaklanan sıkıntıları kaldırarak pastöre çok büyük bir fayda sağlayabilir. Gerçekten de, Tanrı’ya bağlı, ayırt edebilen, güvenilir kişilerin ihtiyar olarak atanması sağlıklı bir kilisenin işaretlerinden biridir.

DÜŞÜNDÜRÜCÜ SORULAR

  1. Matta 18:15-17’yi okuyun. Yanlış davranışlarda bulunan bir kardeşin yargılanması konusunda İsa kimi yetkili gösteriyor? Şimdi E.İşleri 6:1-4’ü okuyun. Elçiler yedi diyakonun seçilmesi konusunda kimleri görevlendiriyor? 2 Korintliler 2:6’yı da okuyun. Bu adamın cezası kim tarafından veriliyor? Bu ayetler kilise meselelerinde asıl yetkinin kimde olduğunu vurguluyor?
  2. Titus 1:5’i okuyun. Kilisedeki asıl yetkinin kilise topluluğunda olduğu bilincinin ışığında şu soruya cevap verin: Sizce Pavlus neden her kilisede ihtiyarlar olması gerektiğini düşündü?
  3. 1 Timoteos 3:1-6’da Pavlus, bir kilise ihtiyarında bulunması gereken özelliklerin bir listesini veriyor. Bir kilise ihtiyarinda neden bu özelliklerin olması gerektiği üzerinde biraz düşünün. Sizin kilisenizde bu özelliklere sahip olan kişiler kimler?
  4. E.İşleri 6:1-4’ü okuyun. Bir diyakonla, kilise işlerinin gözetmenliğini yapan kişin görevleri arasında ne fark vardır? Sizin kiliseniz bu farklılığı kabul ediyor mu?
  5. E.İşleri 6. bölümden öğreniyoruz ki, diyakonun görevi kilisenin fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaktır, böylece kilisenin gözetmenleri (elçiler, ihtiyarlar, pastörler) dua etmek ve Tanrı Sözü’nü paylaşmak için zaman bulacaklar. Sizin kilisenizin bir diyakon tarafından karşılanabilecek fiziksel ihtiyaçlarından bazıları nelerdir? Diyakonlar, kilisenin birliğini korumak veya Tanrı Sözünün paylaşan kişileri desteklemek amacıyla başka ne gibi roller üstlenebilirler?